WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.

blank wall


Aradığınız tam cümleyi bulamadık.
"blank" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir.

Ayrıca bakınız: wall
  • WordReference
  • Definition
  • Synonyms
  • English Collocations

WordReference English-Turkish Dictionary © 2025:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
blank adj (page: empty)boş, yalın s.
 The artist stared at the blank canvas in front of him.
blank adj (space on a form: unfilled)boş, yazısız s.
 Please complete the blank spaces on the application form.
blank adj (mind: without thoughts)şaşırmış, şaşkın s.
 When Hazel picked up her pencil to begin the math test, her mind was blank.
blank adj (expression: vacant) (ifade, vb.)boş, anlamsız, manasız s.
 The students listened to the lecture with blank expressions on their faces.
blank adj (cassette, tape: empty) (kaset, vb.)boş s.
 Someone must have erased that tape because it's blank now.
blank n (gun cartridge without bullet)kurusıkı mermi i.
 Don't worry, the gun is only loaded with blanks.
blank n (space on a form)boşluk i.
 Please fill out the blanks in the first section of the application form.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
blank adj (refusal: absolute)kesin s.
  kati s.
  tam s.
 Our repeated requests for an interview have met with a blank refusal.
blank adj (confused) (bakış, ifade, vb.)boş s.
  şaşkın s.
 Several of the students had blank looks on their faces as they worked through the math problems.
blank n (empty space)boşluk i.
  boş yer i.
 What is your brother's name? My memory is a blank.
blank n (dashes etc. in place of word)boşluk i.
 Offensive words in this text have been substituted with blanks.
blank n (object not yet adorned)işlenmemiş nesne i.
 These copper blanks will be stamped and turned into pennies.
blank vi informal (unable to think, recall)düşünememek, düşünemeyecek durumda olmak f.
 When he asked me the question, I just blanked!
blank [sb] vtr informal (ignore, snub)yok saymak, hiçe saymak geçişli f.
  görmezden gelmek geçişli f.
  aldırış etmemek geçişli f.
  dikkate almamak geçişli f.
 I bumped into my ex at the club, but she blanked me.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2025:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
blank [sth] out,
blank [sth] out
vtr phrasal sep
(cover up)karartmak geçişli f.
  üzerini karalamak geçişli f.
 I blanked out the student's name on the test before I made copies for the class.
blank [sth] out vtr phrasal sep informal (forget)unutmak geçişli f.
blank out vi phrasal informal (not remember)beyni durmak f.
  hatırlamamak f.
 When I tried to remember my client's name, I just blanked out.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2025:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
blank endorsement,
endorsement in blank,
also US: indorsement
n
(business: without named payee)açık ciro i.
  beyaz ciro i.
blank slate n figurative (chance to start over)yeniden başlama şansı, yeni bir şans i.
  (mecazlı)yeni sayfa i.
 Many people see the start of a new year as a blank slate; a chance to leave failures behind them and start afresh.
blank slate n figurative (person: inexperienced)deneyimsiz kişi, tecrübesiz kişi i.
  acemi, acemi çaylak i.
 This child is a blank slate; she has everything still to learn.
blank verse n (poetry lacking rhyme)kafiyesiz şiir i.
draw a blank v expr figurative (be unable to recall [sth])hatırlayamamak, anımsayamamak f.
 I struggled to remember the title of the book but drew a blank.
draw a blank v expr figurative (fail to elicit [sth])başarısız olmak f.
  (mecazlı)boş çıkmak f.
 Jenna's search for information about her birth parents drew a blank.
point blank,
point-blank
adv
(shoot: from close range) (atış)kısa mesafeden z.
 She shot him point blank, killing him instantly.
point blank,
point-blank
adv
figurative (directly, bluntly)doğrudan z.
  dolaysız olarak z.
  açık z.
 Amanda rejected David's proposal point blank.
point-blank,
point blank
adj
(range: close)yakın menzilli s.
  yakın mesafeden yapılan s.
 He was shot at point-blank range with a shotgun.
point-blank,
point blank
adj
figurative (outright, blunt)açık s.
  dobra s.
  kesin s.
 Her point-blank refusal to tell them anything was very frustrating.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

blank wall' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

  • Go to Preferences page and choose from different actions for taps or mouse clicks.
"blank wall" için Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.
WordReference.com
WORD OF THE DAY
GET THE DAILY EMAIL!